Skip to main content

Duru’nun hikayesini bizimle paylaşır mısınız?

1991 yılında Şişli’de doğduğumdan beri İstanbul’da yaşıyorum. Koşuşturmayı, kaosu ve sakinliği aynı anda seven bir metropol insanıyım. Bu karmaşıklığı da ikizler burcu olmama iteleyebilirim.

Sanat yolculuğunuz nasıl başladı?

Kendimi bildim bileli sanatla içiçeyim. 4 yaşında aldığım piyano eğitiminin ardından, tiyatro, bale, neredeyse tüm dalları denedim sanırım. Kırılma noktasını 2005 yılında lisede, Caddebostan Kültür Merkezinde bir arkadaşımı beklerken yaşadım. Açık sergi alanında gördüğüm kedili balıklı çizimlerden inanılmaz etkilendim. Sergi sahibinin Gürbüz Doğan Ekşioğlu olduğunu görünce daha çok etkilendim çünkü ilk kez aynı soyadı taşıdığım birinin laz müteahhit değil de “illüstratör” olduğunu öğrenmiş oldum. O günden beri illüstrasyonla eleleyiz.

İllüstrasyon ve seramik gibi farklı alanlara ilgi duymaya nasıl başladınız?

Üniversitede grafik tasarım bölümüne girdiğimden beri illüstrasyon hayatımda. 2017 yılında da Berlin’deki Pictoplasma Academy’ye seçildim ve karakter tasarımı alanında kendimi geliştirdim. Ancak bu akademinin sonunda üç boyutlu bir sanat eseri çıkarmak gerekiyordu. Ben de dijital geçmişimin üzerine bir seramik atölyesine gitmeye başladım.

Yazan, çizen hayaller kuran bir sanatçı olarak defterlerin ve kağıtların hayatınızdaki yeri nedir?

Hastalık bu kağıt sevdası. Suluboya yaparken kenarda fırçayı sildiğim kağıdı bile hayranlıkla saklıyorum. Bir de içine çizmeye kıyamadığım bir defter koleksiyonum var ki, sormayın.

Dijital mi, analog mu?

Ekmek parası için dijital, kalplerde analog🌹

Yaratıcılığınızı beslemek için neler yaparsınız?

Yeni deneyimler peşinde koşarım. Herkesin asla denemeyeceği şeyleri yemekten çekinmem mesela. Geçen sene bir cafede güllü salatalıklı kahve içmiştim, bunu çıkardılarsa vardır bir bildikleri diye, yokmuş. Geriye kötü bir tat ancak komik bir hikaye kaldı. Konfor alınından çıkınca beslenmeye başlamış oluyorsunuz.

İlham kaynaklarınız nelerdir?

Ağzımın suları aka aka empresyonist eser incelerim. O renkler, gözle gözüken fırça darbeleri direkt olarak beni kalem deftere iteler. Bir de çokça astrolojiden, meteorolojiden ve duygularımdan ilham almayı seviyorum. Anda kalan bir insanım🌝

Pickmoon seramik markasını kurma fikri nasıl ortaya çıktı?

Berlin’deki sergiden sonra seramikle yollarımızı ayıramadık, üretmeye çokça da deforme seramikler yapıp boyamaya bayılıyordum ki çevremdeki insanlar bunu markalaştırmam için beni baya iteledi. Birilerinin evinde parmak izlermin olduğu komik metinli kaşıklarımın olduğunu bilmek kalbimi yumuşacık yapıyor. Uzunca bir zamandır illüstrasyon işlerimin yoğunluğundan Pickamoon’la ilgilenemedim ancak fırsat bulduğumda yapmak istediğim çok şey var.

İki farklı sanat dalında faaliyet göstermek nasıl bir deneyim sunuyor?

Disiplinlerarası çalışmak her zaman çok yönlü düşünmenize sebep oluyor. Belki yalnızca tek alanda uzmanlaşmak çok daha güçlü olmanıza sebep olabilir ancak böyle de değişik malzemeler birbirine geçirmek genelden sıyrılıp yeni fırsatlara yelken açmanıza sebep oluyor.

1 film, 1 kitap, 1 dizi ve 1 podcast?

Film: La La Land
Kitap: Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı
Dizi: New Girl
Podcast: Hayatta Kalma 202

Sürdürülebilirlik ve çevre dostu yaklaşımlar, işinizde ve sanatınızda nasıl bir rol oynuyor?

Bu konuda sanat toplum içindir cümlesini benimseyip, insanların daha sürdürülebilir olması için çizimler yapıp farkındalık yaratmaya çalıştım. Eko-anksiyetem ve çevreci deneyimlerm bana oldukça ilham oluyor.

Gelecekte bizi hangi projeleriniz bekliyor?

Önümüzde hala devam ettiğim bir içecek markasının çizimleri, yeni bir podcastin sosyal medya çizimleri ve astrolojik kart tasarımları var. Hepsi için oldukça heyecanlıyım!

Leave a Reply