Melike’nin hikayesini bizimle paylaşır mısınız?
Yüzlerce sayfa çizsem, yazsam da soru olarak karşıma gelince bir duraksıyorum 🙂
Ben Melike, yazıyorum (mektup), çiziyorum, hayaller kuruyorum ve hikayeler anlatıyorum. Tamamen politik bir başkaldırı olarak çizmeye başladım ben, evimden başlayan ve tüm hayatıma yayılan hikayeleri-hikayelerimi çizgilere aktarıyorum. İnsan hakları temelli, hisseden üretimler gerçekleştiriyorum kendi penceremden. Anlattığım, anlatmaya çalıştığım her rengin içinde bir parçamın olduğu bir yolculuk.
Grafik sanatlar öğrencisiyim, illüstrasyon, plastik sanatlar ve tipografi temelli üretimler gerçekleştiriyorum. Kreatif danışmanlık veriyorum ve workshoplar düzenliyorum. STK’larda koordinatörlük yapıyorum. Aynı zamanda giyilebilir sanat ürünleri bağlamında bir marka girişimim var. Yine de tüm bu etiketlerinardında insan olmaya, yaşamaya çalışan aciz bir bedenin yaşadığı hayatın ve hayallerinin, anılarının zekatını verme çabamı izliyorsunuz.
Yazan, çizen ve hayaller kuran bir sanatçı olarak defterlerin hayatınızdaki yeri nedir?
Defterlerle yaşıyorum. Çizgiler beni ben yapan en kadim parçalar. Defterler ise geçip giden zamanın en önemli kaydedicisi katibi. Eskiden defterler gerçekten günlüğüm gibiydi. Sayfalarımda gezmek kalbimi yarıp içine bakmaya benziyordu. İnanılmaz mahrem bir alandı. Zamanla daha örtülü bir anlam benimsedim, artık insanların göremediği benim gördüğüm belli mesafeler var çizgilerimin arasında. Defterler, hayatımın bütününü oluşturuyor. Çizerek ve üreterek var olmuş genç bir kadının kurabileceği en iyi cümle bu bence. Bu yüzden, defterlerimi zamanla kaplarım, hepsi bana benzer, hepsi hislerimden, çizgilerimden bir parçadır.
Boş bir sayfaya çizim yapmaya başlarken ilk ne düşünürsünüz?
Ne için o kağıdın başına oturduğumda çok alakalı bir mesele, ama bireysel üretimlerinde en içime gidip o an nasıl hissettiğimi düşünerek çizgiler atmaya başlıyorum. O çizgilerin ahenginden karakterler, vücutlar çıkartıyorum. Bezense hiç düşünmüyorum, bir nokta, tesadüf bir çizginin üstüne giderek kompozisyon oluşturuyorum. Bazen ise tamamen planlı gidiyor, bazen tek bir materyale veya stile bağlı çiziyorum; yapmak istediğim şeye göre çok değişiyor.
Defter kullanımının düşünme ve sanat üretimindeki yerinden bahsedebilir misiniz?
Ben disleksiyim, neredeyse düşüncelerimin tamamına yakını görsel. Planlarımı bir temelde oturtmam gerektiğinde bol bol yazmam, çizerek görerek planlamam gerekiyor. Bir sürü planlayıcı, verimlilik uygulamaları olmasına rağmen dijitale geçemeyenlerdenim. Dijital çizim bile yapacak olsam defterdeki eskizin üstünden geçiyorum. Her iş için ayrı defterim var, gün sonunda dijital kopyalarını da alarak tüm işlerimi şimdilik onların üstünden devam ettiriyorum.
Workshoplar, çizimler, atölyeler, podcast’ler… Böylesine üretimi bol bir hayatı nasıl planlıyorsunuz?
Planlayamıyorum ve kesinlikle kendime yetişemiyorum. Korkmadan üretiyorum, yarım sıfırdan iyidir diye elimden gelenin en iyisini, başlarken çok da düşünmeden ortaya koyuyorum çünkü yapmadan bilemem. Gördüğüm, yaşadığım her şeyin üstüne kafam hep daha fazla nasıl üretebilirim şeklinde çalışıyor. Bir işe başlamadan zihnimde onu çok fazla tasarlamış oluyorum, bir fabrikayla yaşıyorum bazen çok zorluyor. Destek alıyorum, her konuda işlerimi, kazancımı, işini iyi yapan insanlarla paylaşmaya başladığımdan beri daha rahatım.
1 Kitap, 1 Film, 1 Dizi ve 1 Podcast?
– Kitap: “Herkesin Öyküsü” – Kristin Roskifte (DESEN yayınları) – Film: “The Chungking Express” – Wong Kar Wai / Ağlayan Çayır” – Theodoros Angelopulos (seçemiyorum) – Podcast: Cemalnur Sargut’a ait tüm podcast’ler, bir de dün Fularsız Entellik kanalında Barış Özcan ile Yaratıcılık ve Hikayecisin Üzerineyi dinledim baya beğendim.
Sadece defter’i sizlerin gözünden dinlemek isteriz…
Konforlu ve basit. Her ihtiyacı karşılayan iyi tasarımlar. Kağıtların hissiyatı çok yumuşak. Kapaklar kalın ve ekolojik, defterleri iyi koruyor bu benim için çok önemlidir. Kraftın geri dönüşümünü, ketenin doğallığını hissetmek çalışırken çok hoşuma gidiyor. Eskiz veya çizgisel çalışmalarım için çok konforlu geliyor.




