- Gözde’nin hikayesini bizimle paylaşır mısınız?
Her zaman yazarak çalışan, yazarak öğrenen biri oldum. Çocukluğumda edindiğim bu alışkanlık büyüdüğümde de değişmedi. Mesleğim gereği sık sık yazı yazıyor, aklıma gelen fikirleri anlık olarak kayıt altına alıyorum. İşimi dijital ortama kolaylıkla uyarlayabiliyor olsam da konu kişisel deneyimlerime ve içsel yolculuğuma geldiğinde durum değişiyor; dijital dünya bu sürece dar geliyor. Sığsa bile, kağıda karalama isteği kadar tatmin etmiyor. Tam da bu noktada, duygularımı filtresiz, süslemeden ve oldukça yalın bir şekilde aktaran ben, yazdığım defterde de bu sadeliği arar oldum ve yolum ‘Sadece Defter’ ile kesişti.
- Peki bu alışkanlığı nasıl elde ettiniz?
Aslında bunu sadece bir ‘alışkanlık’ olarak tanımlamak doğru olmayabilir. Elbette günümüzün yoğun temposunda, aklıma bir şey geldiğinde yanımda defterim yoksa dijitalden destek alıyorum; aksini iddia etmek hayalperestlik olur. Dijital ortama da sıklıkla notlar alıyorum ama oradaki hiçbir kelime, defter sayfasının ve kalemin hissettirdiği o benzersiz duygunun yerini tutmuyor.
- Peki iş hayatında dijital ve defter nasıl görev dağılımında yer alıyor.
Günümü kesinlikle ajandam ile planlarım, anlık olan işleri ve unutmamam gereken işleri ise planlayıcıya not alırım. Dijitalde ise bir sosyal medya yöneticisi olarak iş ile ilgili içeriklerimi yazıyorum.
- Sadece Defter ile tanışma hikayeni anlatır mısın?
Sadece Defter ile odak noktamın minimalizm olması ile tanıştım. Karekter ve tarz olarak minimalizmi hayatıma çok entegre edememiş birisi olsam da kalabalık fikirlerimi minimal bir defterde yer edindirmek istedim ve böylelikle tanışmış olduk.
- 1 film, 1 kitap, 1 dizi ve 1 podcast?
Kitap: Beyaz Kitap – Ramtha
Film: I Origins
Dizi: The Handmaids Tale
Podcast: Altı Çizili Podcast
